TANRILARIN DOĞUMU
Daha evren,evrenle birlike yeryüzü varolmadan önce "Khaos" varmış. Herşeyin karmakarışık ve birbirinin içinde olduğu bir düzensizlik ortamıymış bu "Khaos". Gerçi hiçbir şey belli değildir bu karmaşa ve göz gözü görmemezlikte, ama tanrısal bir düzensizliktir bu yine de. Khaos (Kaos)'tan "Nyks"(Gece) ve "Erebos"(Yer alti Karanlıgı) doğacaktır. Khaos'tan "Gaia"(Yeryüzü,Toprak) dogar sonra. Gaia "Uranos"(Gök)'u, ardından dağları ve sonrada "Pantos"(Deniz)'u doğurur babasız olarak.
Gaia daha sonra kendi doğurduğu Uranosla birleşir. Bu birleşme sonucu altısı erkek altısı dişi Titanlar, Hekatonheirler, Kykloplar doğar. Uranos canavar görünüşlü oğullarından hiç hoşlanmaz, gün ışığına çıkaracağı yerde yerin altına saklar onları. Gaia ise bu durumdan hoşlanmamıştır ve kurtuluş için bir düzen tasarlar. Ak çeliği yaratır, ondan bir tırpan yapar ve oğullarını kışkırtır Uranos'u cezalandırmaları için. Herkes korkar Kronos dışında. Kronos babasının hayalarını keser ve bu kanlı parçaları toprağa atar. Uranos'un kanından yıllar sonra Erinys'ler, Gigant'lar ve orman perileri doğar. Denize atılan parçalardan ise güzeller güzeli Aphrodite yaşam bulur.
Kronos artık evrenin efendisidir. Kardeşlerini yerin altından çıkartır ve kızkardeşi Rhea ile evlenir. Ama yazgıya göre kendi oğullarından biride onu tahtından edecektir. Kronos bu korku ile bütün çocuklarını yutar. Rhea son olarak Zeus'u dünyaya getirir ve Kronos'tan korumak amacıyla Gaia'ya yalvarır. Kızının yalvarmalarına dayanamayan Toprak Ana torununu İda Dağında bir mağaraya saklar. Kronos'ada çocuğu diye taş sarılı bir bezi yutturur. İki peri kız kardeş bebek Zeus'u Ida Dağının ballarıyla beslerler. Amaltheia adındaki keçi onu emzirir. Bu özenle büyüyen çocuk Metis'in yardimiyla Kronos'u kusmaya zorlar ve sonra kardeşlerinin yardımıyla onu tahtan indirir.
Zeus tahta çıktıktan sonra babaları ve amcaları Titanlara karşı amansız bir savaşa girecektir. Gigantlar ve Kyloplar Zeus'a bu amansız savaşında yardım ederler ve Titanlari yenerler. Bunun üzerine Toprak Tanrıca Gaia öç almak için Typhon'u doğurur. Çok yaman bir savaş olur ve Zeus bu korkunç ejderhayı Tartaros'un derinliklerine gönderir. Ama Zeus saltanatını pekistirmek için bir savaş daha vermek zorundadır. Bu savaşta ona Titanlara karşı yardım eden Gigantlar karşı verdiği savaştır. Zeus'un bugüne kadar verdiği en zorlu savaştır bu. Savaş bütün şiddeti ile sürmektedir. Zeus savaşın gidişinden kaygılıdır. Bir bilici ona ölümlü bir tanrı yardıma gelmediği sürece bu savaşı kaybedeceğini söylemişti. Sonunda Athena akil verir ve tanrıların yardımına Herakles çağırılır. Herakles ölümsüz tanrıların hakkından gelmiştir. Zafer kesindir artık. Zeus'un yeri kesindir artık. Ve Zeus evreni kardeşleri ile paylaşır.
ODYSSEIA
Truva savaşından sonra yurduna dönmek için çabalayıp duran Odysseus'un başından geçenler ve onun eve dönüşü sırasında, yurdu Ithakea'da yaşananların anlatımı diyebiliriz.
Odysseia hakkında vurgulanması gereken en önemli şey, bir destandan çok; kurgusu ve anlatım tarzıyla, bir romana hatta bir filme benzemesi. Homeros, Odysseia'da Ilyada'nn aksine, bir olayı değil, bir insanı anlatır. Tekrarlardan kaçınan, yer yer geri dönüşler içeren akıcı bir anlatımı ve modern bir kurgusu vardır.
Efsane 24 bölümde anlatılmış ancak 5 ana destan parçasından oluşuyor:
1. Telemakhia (Bölüm 1-4): Odysseus'un oğlu Telemakhos'un efsanesidir. Truva savaşı biteli neredeyse 10 yıl olmus ama sevgili babası hala yurduna geri dönmemiştir. Bu sırada onun öldüğüne dair söylentiler artınca, Ithaca'nin varlıklı erkekleri, annesi Penelopeia'ya talip olup, hepsi birden Odysseus'un sarayına yerleşmişlerdir. Bunların işi gücü yiyip içip, eğlenceler düzenleyip Odysseus'un mallarını tüketmektir. Bu sırada Penelopeia'nin bir karar vermesini, içlerinden birini seçmesini beklerler. Ancak o, kocasını beklemeye kararlıdır. Bu durumdan son derece rahatsız olan Telemakhos, tanrıça Athena'ya inanır, Odysseus'un öldüğüne dair şüphelerini bir kenara atar ve babasından haber alabilmek için Truva'dan dönmüş olan diğer liderlere onu sormak üzere yollara düşer.
2. Kalypso'nun adasi (Bölüm 5): Tanrıça Athena, Olympos'lu tanrıları bir araya toplar ve 7 yıldır Kalypso'nun adasında tutuklu olan Odysseus'un yurduna dönmesine izin vermeleri için onlari ikna eder. Oysa Su Perisi Kalypso Odusseus'u gerçekten sevmektedir ve kendisiyle kalması koşuluyla ona ölümsüzlügü teklif eder. Ancak yirmi yıldır görmediği güzel karısı Penelopeia'yi unutamayan Odysseus bu teklifi reddeder. Yurda dönmesi için izin çıkınca, kendisine bir sal yapar ve denize açılır. Uzun süren firtınaların ardından Phaiaklarin ülkesinde karaya vurur.
3. Phaiaklarin ülkesi (Bölüm 6-9): Phaiak kralının kızı Nausikaa, Odysseus'u sahilde bulur, ona giysiler verir ve evine davet eder. Odysseus'u iyi karşılayan Phaiaklar ona yurduna dönmesi için yardım edeceklerini söylerler.
4. Odysseus'un maceralari (Bölüm 9-12): Bu bölüm destanın merkezidir. Phaiak'larin kendi serefine düzenledikleri eğlencede, bir ozan Truva savaşını anlatan şarkılar söylemektedir. Bunu duyunca gözleri dolan Odysseus, ona "Neden ağlıyorsun?" diye sorduklarında, "O hikayede bahsi geçen benim" diye cevap verir ve Truva'dan 12 gemisiyle ayrılışını ve üç yıl boyunca denizlerde çesitli tehlikeler atlatıp bütün gemileri ve yoldaslarını kaybedip, Kalypso'nun adasına varışını anlatır. Ardından Phaiaklar onu bir gemiyle Ithaca'ya gönderirler.
5. Ithaca (Bölüm 13-24): Odysseus bir dilenci kılığında domuz çobanı Eumaios'un yanına sığınır. Orada yolculuktan dönen oğlu Telemakhos ile buluşur. İkisi birden taliplerle savaşıp onları öldürürler. Destan, Odysseus ve Penelopeia'nin yirmi yıllık ayrılıktan sonra kavuşmalarıyla sona erer.
Şimdi bu kahramandan biraz daha ayrıntılı bahsedelim isterseniz. Baba Learthes ( ki Odysseus'a sik sik "Learthesoglu" diye de seslenilmektedir.) ve ana Antikleia'nin oğulları olan Odysseus, kuzeybatı Yunanistan civarlarindaki Ithaca adasında doğmuştur. Bir rivayete göre, anne Antikleia, Learthes ile evlenmeden bir gün önce Sispyhos ile beraber olmuştur ve Odysseus, Learthes'in değil Sispyhos'un ogludur; üstün zekası da ondan gelmektedir.
Odysseus'un gençligine dair anlatilan iki sey vardir: Achilleus gibi hekim Kheiron'un yanında geçirdigi süre ve dedesi Autolykos'u ziyareti sirasında katıldığı bir yaban domuzu avında bacağından yaralanması. ( Bu yara izi sayesinde Truva savaşından yıllar sonra yurduna döndüğünde, onu büyüten dadısı Eurykleia onu tanıyacaktır)
Bir süre sonra baba Learthes, oğlunu tahta geçirmiştir ancak bu konuda pek fazla bilgiye sahip değiliz. Ancak Odysseus'un kendine nasıl eş seçtiği birçok kaynakta oldukça ayrintılı bir şekilde anlatılmaktadır. Su perisi Thetis ve Peleus'un düğünlerine davet edilmeyen Nifak Tanrıçası Eris, Athena, Aphrodite ve Hera'nin ayakları dibine bir altın elma yuvarlayıp ortadan kayboldu. Elmanın üzerinde "En güzele..." yazıyordu. Zeus bu üç tanrıçadan en güzel olanı seçmesi için Truvalı çoban Paris'i görevlendirdi. Paris ona zeka ve savasma yetisi teklif eden Athena ile güç ve kudret teklif eden Hera'yi eledi, kendisine dünyanin en güzel kadinini teklif eden Aphrodite'i seçti. Aphrodite ona dünyanin en güzel kadını Helena'yı kaçırması için yardım etti, ve Helena'nin kaçırılışı Truva savaşını başlattı. Bu arada Helena'ya talip olan birçok kişi arasında Odysseus da vardı. Aslında Odysseus Helena'dan çok teyzesinin kızı Penelopeia ile ilgileniyordu. Baktı ki işler kızışıyor, Penelopeia ile evlenmesine izin verilmesi karşılığında, diğer taliplerin Helena'nın babasının seçtigi kişiye karşı ayaklanmamalarını sağlamayı önerdi. Bu öneri kabul edildi, Odysseus Penelopeia'yi, Agamemnon da kardesi Menelaos'a götürmek için Helena'yı aldı. Ancak tam bu sırada Paris gelip Helena'yı kaçırdı. İste o anda kıyamet koptu ve Truva savaşı başladı. Helena'yı geri almak için Truva'ya gönderilecek askeri birlikler toplanırken, Odysseus'u da almaya geldiler. Oysa Odysseus savaşa gitmek istemiyordu; yeni evliydi ve oğlu yeni doğmuştu. Bu yüzden kendisini almak için geldiklerinde deli taklidi yaptı. Sahilde bir öküz bağladığı sabanı sürüyor, kumlara tuz ekiyordu. Ancak kendisini sınamak için sabanın önüne oglu Telemakhos'u koydular ve doğal olarak Odysseus yönünü değiştirdiğinde, zekasının yerli yerinde olduğu ortaya çıktı. Tarihin bilinen ilk asker kaçağı böylece kendini ele vermiş oldu.
APOLLON VE DEFNE
Thessalia’daki Peneus ırmağının kızıdır Defne. Babası ondan torunlar istedikçe, o da yalvarırmış babasına:”Zeus baba nasıl ki Artemis’e sonsuz bakirelik bağışladıysa, sende benden bu lütfu esirgeme babacığım” diyerek. Ondan sonra da ibadete verirmiş kendisini. Ama Apollon vurulmuş yıldızlar gibi parlayan ışıl ışıl gözlerine, dolgun dudaklarına, narin el ve bileklerine. İçi, kıza sahip olam isteğiyle yanıp tutuşmuş.
Ama Defne farkedince Apollon’un arzu dolu bakışlarını kaçıp uzaklaşmak istemiş. Apollon bunu görünce düşmüş kızın arkasına yalvararak:”Dur, kaçma lütfen güzel peri.Aşkım beni düşürdü senin ardına. Koşma da düşüp berelewnmesin nazik bedenin, senin acına dayanamam sonra. Bir dağlı, bir öküz ya da koyun çobanı değil seni kovalayan kişi. Delphoi toprağının, Klaros’un, Tenedos’un, Patara’daki kral sarayının efendisi olarak bilinirim ben. Zeus babamdır benim. Geçmiş, bugün, gelecek biliniyorsa benim sayemdedir bu....” demiş.
Apollon hem böyle yalvarır hem de koşarmış kızın ardından. Kız ise kaça kaça tüm gücünü tüketmek üzereymiş artı neredeyse. Güçlü tanrının soluğunuda ensesinde hissediyormuş. O zaman yalvarmış babası ırmak tanrı Peneu’a.
“Eğer sen bir tanrıysan ve de tanrısal gücün varsa gel benim yardımıma babacığım! Değiştir benim biçimimi bana acı veren bu güzelliğimi benden alarak.”
Daha böyle demesiyle bir uyuşukluk kaplamaya başlamış, kol ve bacaklarını. Yumuşacık göğsü ince bir kabukla örtülmüş, uzun saçları yapraklarla kaplanmış, bacakları kök salmış toprağın içinde. Yüzü görünmez olmuş bu dal ve yaprak yığınları arasında. Ama o güzelliğinin parıltısı hiç kaybolmamış.
Apollon böyle de sevmiş peri kızını. Dallarını okşamış, yapraklarını tutmuş parmakları arasında incitmekten korkar gibi. Bu taze kabukların arasında yüreğinin attığını duymaktaymış hala. Ağacı öpücüklere boğmak istemiş ama dallar kaçmaya çalışıyormuş kendilerince onun dudaklarının dokunuşundan.
“Karım olamadın ama ağacım olacaksın hiç değilse” demiş Apollon. “Taç gibi taşıyacağım seni başımda, lirimi sen süsleyeceksin,ok kılıfımı yine sen. Zafer kazanmışların sen olacaksın tacı. Nasıl ki genç kızlık saçlarına makas zarar vermemişse, yemyeşil yapraklarını kışda dökemeyecektir yere. Her mevsimde güzelliğinin süsü olacaktır yaprakların. Senin adında Defne’dir bundan böyle.”
DEMETER VE KIZI PERSOPHONE
Zeus’nu Demeter ile evliliğinden çok güzel bir kız olan Persephone doğmuştu. Ona “Genç kız,genç bakire” anlamlarına gelen “Kore”de denirdi. Persophone bir ilkbahar günü kendisi gibi genç ve güzel Okeanos kızlarıyla çiçek topluyormuş. O sırada Hades gelmiş oraya. Hades bekarmış. Kronos oğlu Hades bekarmış. Persophone’nin güzelliği karşısında kendisinden geçmiş ve onu kaçırmak için fırsat kollamaya başlamış. Biraz sonrada fırsatı yakalamış. Çiçeklerin güzelliğinden büyülenen Persophone onuda toplasam şunuda toplasam derken bir hayli uzaklaşmış arkadaşlarının yanından.
İşte o zaman görmüş tanrıların bile ürktüğü cehennemlerin tanrısı Hades’i. Korku ve şaşkınlığından donup kalmış öylece. Bundan yararlanan Hades, atmış onu arabasına. Persephone son anda olayları görüp gelen peri kızı Kyane ile birlikte direnmeye çalışmışlar. Ama sonuç alamamışlar.
Kızının kaçırılışını duyan Demeter umutsuzca onu aramaya başlamış. Yeryüzünün her köşesinde aramış Persephone’yi. Ne saçları ıslak Eos ne de Hesperos görmüş onun bir an olsun dur durak verdiğini. Sonunda gide gide varmış Kyane gölünün bulunduğu yere. Kyane güç bela anlatmış kızının kaçırıldığını Demeter’e. Ama nereye götürüldüğünü söyleyememiş. Sonra bir başka peri kızı Arethusa anlatmış olan biteni tanrıça anaya.
O zaman acılı ana Zeus’a yalvarmış kızını Hades’ten kurtarması için. “Kızımız bir zorba karısı olmaya layık değildir” diye sızlanmış. Ama Zeus yatıştırmaya çalıştırmış hem karısı hemde kızkardeşi olan Demeter’i şu sözlerle:
“Hades’in bize damat olmasında hiç bir yüz kızartıcı durum yok. Bütün sıfatları bir yana, onun yalnızca Zeus’un kardeşi olması yeterli bir ayrıcalık değil mi?
Sonrada eklemiş:
“Ama illa da, Persephone göğe dönsün diyorsan o da olacaktır. Ama bir koşulla:Persephone yerin altındayken dudaklarına tek bir yiyecek değdirmemiş olsun umalım. Moira’lar yazgıyı böyle kararlaştırmışlar çünkü.
Ama genç kız yazgıdan habersiz yedi nar tanesi yemişti. Yeraltı ırmağı Akheron’un oğlu Askalaphos bunu görmüş ve yemeyip içmeyip Hades’e anlatmış. Hades’te yasaklamış Moira’ların belirlediği yazgı gereği Persophone’nin yeryüzüne dönmesini. Ama yine de girmiş araya tanrıların efendisi Zeus. Yazgıyı tümden değiştiremese de –Çünkü onun gücü bile yetmez böyle birşeye- bir çözüm bulmuş kendince. Persephone böylece yılın yarısını Cehennemler ecesi sıfatıyla artı kocası olmuş Hades’in yanında, diğer yarısınıda annesi ile birlikte yeryüzünde geçirecekmiş.
ORPHEUS İLE EURYDİKE
Thrakia kralı Oiagros ile Musalardan Kalliope’nin oğludur Orpheus. Güzel sanatlar tanrısı Apollon’un oğlu olduğuda söylenir. Orpheus’un müzik yeteneği öylesine eşsizdi ki çalgısını çalmaya başladığı zaman en yırtıcı hayvanlar yırtıcılığını unutup onun ayaklarının dibinde tanrısal ezgilerini dinlermiş.Eurydike adlı bir kıza sevdalanmış Orpheus. Kızda gönülden tutkuluymuş ona. Ancak birliktae geçirdikleri mutlu günler pek fazla sürmemiş. Günün birinde bir yılanın sokmasıyla öte dünyaya göçmüş Eurydike.
Orpheus günlerce ağlamış karısının ardından. Sonunda dayanamayıp yerin altına inerek ruhlar dünyasının hakan ve ecesine yalvarmaya karar vermiş. Nice engelleri aşa aşa sonunda varmış ölüler ülkesine. Hades’in asık yüzlü hakanıyla ecesini şakrılarıyla yumuşatabilirmiş ancak. Ve tıngırdatmış sazının tellerini. Hades’in kendine özgü yaşamı durmuş, bütün ruhlar dünyası ağlıyormuş. Cehennemin sonsuz azapları bile büyülenmiş bu ezgilerden.Hades ile Persophone’de çok duygulanmış bu tanrısal ezgilerden. Eurydike’yi vermişler Orpheus’a geri götürsün diye.
Ama bir koşul ileri sürdüler: Orpheus, Hades’in yeryüzüne açılan kapısından bakmayacaktı ardı sıra yürüyen Eurydike’ye.
Bir kaç adım kalmıştı yeryüzüne çıkmaya. Ama Orpheus’un içini öyle bir özlemle dolmuştu ki, yeniden ışığı görmek için geçecek birkaç saniyelik zaman yüzyıllar gibi uzak gelmiş ona. Dönüp bakmış geriye ve karısını bir daha görmemecesine kaybetmesi bir olmuş. Yeni’den Hades’e inme ümitleride yok olmuş. Tanrılar izin vermezlermiş ikinci bir kez böyle bir şeye.Orpheus hiçbir kadına ilgi duymamış bir daha. Thrakia’lı kadınlar fena aldılar birgün bu ozanın ilgisini ondan. Birgün parça parça ettiler onu. Kesik başını ve çalgısınıdenize attılar. Kesik baş dalgalar üzerinde salınarak şarkı söyleye söyleye Lesbos’a (Midilli) gitmiş. Sonra bir tapınak yapılmış orada Orpheus için söylendiğine göre.
PYGMALION
Pygmalion adında Kıbrıs’ta bir heykeltraş yaşarmış. Kadınlardan nefret edermiş. Evlenmemiş de var gücüyle kendini sanatına vermiş. Günlerden bir gün fildişinden bir kadın gövdesi yontmuş. Öylesine olağanüstü bir güzellik vermiş ki heykeline bir ölümlü bile bu kadar güzel olamazmış. Gören canlı sanıyormuş onu, nerdeyse canlanıp yürüyecekmiş.
Ve sonunda kendi yaptığı bu cansız gövdeye aşık olmuş Pygmalion. Onun karşısına geçtikte yüreğinden alevler fışkırıyormuş. Bu yapma bedene hayran hayran bakıyormuş. Onun o kadar canlı olduğuna inanıyordu ki onu öpüyor, kokluyor sanki kendisine karşılık vereceğini hayal ediyormuş. Kimi zaman okşuyor onu, kimi zaman da boynuna binbir renkli kır çiçeklerinden, deniz kabuklarından yapılma gerdanlıklar takıyormuş. Kulağına inci küpeler, parmaklarına değerli taşlardan yapılma yüzükler takıyormuş.. Kimi zaman da giysiler giydiriyormuş eserine. Çıplak da giyimli de yakışıyormuş ona.
Aphrodite bayramları kutlanacakmış yine o günlerde. Bütün Kıbrıs akın ediyormuş bu şenliklere, tanrıçanın tapınağına. İnekler kurban ediliyor, buhurlar yakılıyormuş adına. Pygmalion’da tapınağa gelenler arasındaymış ve yalvarmaktaymış titrek bir sesle.
“Ey tanrılar ve tanrıçalar! Her şeyi gerçekten bağışlamaya gücünüz yetiyorsa, benim de dileğimi yerine getirin! Şu fildişinden yapılma kıza benzeyen bir eşim olsun benim.”
Şu fildişi kız benim eşim olsun diyecekti ama o kadarına cesaret edememişti. Pygmalion eve döndüğünde fildişinden heykeli sardı ve bir öpücük kondurdu yüzüne. Dudakları fildişinin soğukluğuna değil de ılık bir ete değmiş gibi oldu. Elleriyle göğüsünü yokladı sanki fildişi yuşamıştı. Parmaklarını dokundurunca damarlarının attığını duydu. Bir daha sarılıp öptü kızı. Artık kuşkusu kalmamıştı. Heykel canlanmıştı. Fildişinden cansız bir heykel değil, etiyle canıyla bir genç kızdı o artık.
Pygmalion sevgisiyle ruh vermişti cansız heykele. Sevginin gücüydü bu mucizeyi yaratan.
ATHENA
Bir adı da Palas olan Athena, Baş Tanrı Zeus'un çok sevdiği bir kız idi. Zekâ tanrıçası Athena'nın doğumu oldukça gariptir. Annesi akıllı Metis (Hikmet)'ti. Efsaneye göre Baş Tanrı Zeus, Metis'i yutmuş, yani kendi içine atmış ve onu kendisinin bir parçası yapmıştı.
Akıllı ve zeki Zeus Metis'i uzun süre kafasının içinde taşıdı. Ondan kurtulma zamanı gelip çatınca demir ve ateş tanrısı Hephaistos'u çağırdı. Ona "Başım çatlayacakmış gibi ağrıyor, artık dayanamıyorum. Alnıma hızla keskin baltanı vur. Korkma sen emrimi yerine getir, ben başıma ne geleceğini biliyorum." dedi.
Hephaistos, Baş Tanrıya karşı gelmeye cesaret edemedi ve baltasını Zeus'un alnına indirdi. O anda yarılan yerden zafer çığlıkları atan güzel bir kız çıktı ve dans etmeye başladı. Tepeden tırnağa kadar silahlı idi. Başında altın bir miğfer kıvılcımlar saçıyordu. Parlak bir zırh, bütün vücudunu kaplamıştı. Elinde ise yepyeni bir mızrağı sallıyordu. Bu hali gören bütün ölmezler hayret ettiler, şaşırdılar.
Güneş bile onu görüce ne yapacağını unuttu, atlarının dizginlerini çekti, arabasını göğün boşluğunda bekletti. Büyük Olympos dağı bu yeni Tanrıça'nın doğuşu ile sarsıldı. Toprak'tan müthiş bir gürültü çıktı. Denizler kabarmaya dalgalar coşmaya başladı.
Zeka ve aydınlık tanrıçası olan Athena, aynı zamanda savaş tanrıçası da sayılırdı. Savaş gürültülerini ve silah seslerini uyandırmasını ve canlandırmasını da isterdi. O, Yunanlılar için yenilmez bir kavgacıydı, cesareti başka hiç bir tanrı ile kıyaslanamazdı. Onun cesareti kurnazca, yiğitliği sessizce idi. O, gösteriş ve yaygarayı sevmezdi.
Athena, kabalık ve her türlü zulümden iğrenirdi. Temiz kalpliydi. Adaletten hoşlanırdı. İyi ve akıllı insanların yardımına koşmak adetiydi.
Bir gün çok beğendiği, sevdiği cesur Tydeus, çok uzun süren bir savaşta ağır yaralanmış ve yere düşmüştü. Athena, babası Zeus'a ona yardımcı olması, acıması için yalvardı. Babasından, bu cesur savaşçıya ilaç götürmek onu ölümsüzler arasına katmak için izin istedi. Zeus, bu istediğini kabul edince derhal yeryüzüne, savaş meydanına indi. Fakat Tydeus'un yakaladığı düşmanından korkunç bir biçimde intikam almakta olduğunu gördü. O, kendisine getirilen düşmanın kemiklerini kırıyor, kafasını eziyor, sonra bir barbar gibi kafatasının içinden çıkan beynini yiyordu.
Athena, bunu görünce ondan iğrendi. Yardımına koştuğu savaşçıya sırtını dönerek onu kendi kaderiyle başbaşa bıraktı. Barbarca davranışıyla yardımı hak etmediğini göstermişti.
Zeka tanrıçası Athena, bazen yeryüzüne iner, savaşlara katılırdı. Yunanlılar, Medyalılara karşı savaştığında küçük ordularını Athena idare etmişti. Bu yüzden bir avuç insan, barbarların çok kalabalık ordusuna karşı büyük bir zafer kazanmıştı.
Athena, aynı zamanda şehirlerin bekçisi ve koruyucusuydu. Sevdiği şehirlerin kalelerinde, surlarında canla başla savaşırdı. Yalnız savaşları sevmezdi, barışları da severdi, barışın nimetlerini, medeni hayatın güzelliklerini, zafer kazanan kralların kalplerine sokardı. Bu yüzden medeniyetle ilgili her şeyin koruyucusu sayılırdı.
EROS
Eros, annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını ya da sonlarını hazırlardı. Sırtında bir çift kanadı vardı. Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır, geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı.
Eros'un elinde her zaman okları olurdu. Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi. Ve bir gün kendisi de bir güzele aşık oldu.
Psykhe (Ruh) bir kralın üç kızının en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki görenler onu Aphrodite sanıyorlar ona tapınıyorlardı. Aphrodite, bir ölümlü ile karıştırılmaktan hiç hoşlanmamıştı. Bu yüzden bir gün oğlu Eros'u yanına çağırdı ve onu dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek cezalandırmasını istedi. Eros, annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu.
Psykhe'yi bulduğunda, çok gururlu olan ve kimseye aşık olmamakla övünen bu genç kızı, dünyanın en çirkin, en kötü erkeğine aşık etmeye niyetliydi ancak kalbini nişan alarak oku atmak üzereyken Psykhe'nin güzelliği aklını başından aldı. Onu başkasına aşık etmek isterken kendisi aşık olmuştu.
Psykhe'yi alıp sihirli bir saraya götürdü. Bu saray, bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir saraydı. Eros, gece karanlık düştükten sonra kendini göstermeden saraya giriyor ve sevdiği ile buluşuyordu.
Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı. Fakat Psykhe'nin tek istediği kendisini deliler gibi seven bu delikanlının yüzünü görmekti. Fakat Eros bunu kabul etmiyordu; gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş ya da mum yakılmasını yasaklamıştı. Psykhe ne kadar yalvarsa da fayda etmedi. "Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi Eros, "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu ya da kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan beni körü körüne sev, senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatnı elinden kaçırma."
Psykhe de bunu kabul etmiş, Eros'u görmeden kim olduğunu bilmeden körü körüne sevmişti. Birlikte çok mutluydular ancak Psykhe'nin kızkardeşleri onların bu mutluluğunu kıskandılar. Bir gün kardeşlerini ziyarete geldiklerinde ona sevdiği delikanlının dünyanın en çirkin en iğrenç en vahşi görünüşlü adamı olduğunu söylediler. Eğer güzel bir delikanlı olsaydı, sevdiğinden yüzünü gizlemezdi, seni böyle ıssız bir sarayda tutmazdı dediler ve ona gece Eros gelmeden önce yanan bir lambanın üzerine vazoyu ters çevirip koymasını söylediler. Böylece Eros uyuduktan sonra vazoyu kaldırıp aydınlıkta onun yüzünü görebilecekti.
Psykhe, merakına engel olamayarak kardeşlerinin dediklerini yaptı. Yanan lambayı bir vazonun altına gizleyerek sevdiğini beklemeye başladı. Eros, her şeyden habersiz saraya dönmüş, kendini sevdiği kadının kollarının arasına bırakmıştı. Kısa sürede uykuya daldı.
Psykhe, Eros uyuyunca gürültü yapmadan yavaşça yataktan kalktı ve ters çevirdiği vazoyu alarak lambayı eline aldı, yatağa yaklaştığında gördükleri karşısında hayrete düştü. Çirkin ve iğrenç bir erkek görmeyi beklerken genç çok yakışıklı bir erkekle karşılaşmıştı. Eros'un yakışıklılığı dünyadaki başka hiç bir erkekle kıyaslanamazdı. Yüzü tarif edilemeyecek kadar güzel bu delikalıyı görünce Psykhe'nin ona duyduğu aşk daha da arttı.
Sevdiğini alnından öpmek için eğildiğinde elindeki tabağı düz tutamadığından içinde fitil bulunan lambanın kızgın yağından bir damla Eros'un çıplak omzuna damladı. Eros duyduğu acıyla sıçrayarak uyandı. Sevgilisinin kendisini dinlemeyip yüzünü görmek için ona oyun oynadığını anlayınca hemen kanatlarını açıp uçarak oradan uzaklaştı.
Eros'un gitmesiyle Psykhe için yaptığı büyülü sarayda bozuldu. Psykhe üzüntüden ne yapacağını bilmez olmuştu. Hatası yüzünden dünyada her şeyden çok sevdiği kişiyi kaybetmenin acısıyla yollara düştü. Sevdiğini tekrar bulma ümidiyle tüm dünyayı dolaştı, sayısız yerler gezdi ama bir türlü Eros'un izine rastlayamadı.
Nihayet dolaşmaktan bitkin bir halde Aphrodite'in sarayının kapısını çaldı. Onun kendisine acıyıp oğlunun yerini söyleyebileceğini düşünmüştü ancak Aphrodite ona yardım etmek bir yana onu bir köle olarak çalıştırmaya başladı. Zavallı Psykhe, sevdiğine ulaşabilmek için buna da razı oldu ve tek kelime dahi etmeden kendisine emredilen her şeyi yaptı. Eros için her türlü acıya katlanmaya razı oldu.
Bir gün Eros'un yanan omzu iyileşti ve kendisine bu kadar yürekten bağlı olan sevgilisinin kaderini değiştirmek için Olympos'a gitti. Zeus'un ayaklarına kapanıp Psykhe'nin kurtarılması ve kendisine eş olarak verilmesi için yalvardı. Zeus, onun tüm isteklerini kabul ederek Hermes'e Psykhe'nin Olympos'a getirilmesini emretti. Psykhe, tanrılar katına getirildi ve orada hayatta her şeyden daha çok sevdiği erkekle evlenerek çok mutlu bir hayat sürdü.
ZEUS
Kronos ile Rhea'nın evliliklerinden Hestia, Demeter, Hera adlarında üç kızla, Hades, Poseidon, Zeus adlı üç erkek çocuk dünyaya geldi. Babası Uranos'u öldürüşünü unutmayan Kronos, kendisinin de oğullarından aynı karşılığı göreceğinden korkuyordu. Bu yüzden karısının her yeni doğurduğu çocuğu yutup, karnında saklıyordu.
Rhea, yalnız Zeus'u onun elinden kurtarabildi. Tanrıça, gecenin karanlığından faydalanarak çabucak koşup Girit Adası'nda İda Dağı'nın tepesine çıktı. Çocuğunu da beraber götürmüştü. Gaia, çocuğu aldı ve onu bir mağaranın dibine sakladı.
Rhea, kocaman bir taşı kundak bezlerine sarıp Kronos'a verdi. Kronos bu taşı da hemen yuttu, oğlunun dünyada yaşadığını bilmiyordu. İlerleyen zaman içinde oğlu büyüyüp yenilmek nedir bilmeyecek, sıkıntı nedir duymayacak, gücü ve kuvveti ile babasını kendisine boyun eğdirecek, onun bütün imtiyazlarını, şan ve şerefini elinden alacak, onun yerine bütün ölmezlerin başı olacaktı.
Gerçekten Zeus, ormanların sık dalları arasında büyüdü; keçi sütünü emdi; bağırmalarını babası duymasın diye Kuretoslar da onun başında kalkanlarını çarparak gürültüler çıkardılar.
Olgunluk çağına gelince saklandığı mağaradan çıktı. Kronos'u yuttuğu tanrıları ve taşı çıkarmaya zorladı. Sonra onu gökten kovup dünyanın ta dibine, yerin ve denizin alt tabakasının daha da altına attı.
Zeus, karısı Hera, çocukları, kardeşleri ve öbür tanrılarla birlikte Olympos Dağı'na yerleşip saltanat sürmeye başladı. Fakat bu sefer de karşısına; Gaia ile Uranos'un Othrys Dağı'na yerleşmiş oğulları Titanlar çıktı. Her iki taraf, ellerine kocaman kayalar alıp savaşmaya başladılar. Titanlar, Pelion Dağlarını Ossa Dağı'nın üzerine yığarak Olympos'a tırmanmaya çalıştılar. Savaşın gürültüsünden gökler, yerler, denizler sarsıldı, Tartaros yani cehennem bile o yaygara ile çalkalandı. Fakat Zeus'un Tanrısal silahına, yıldırımına hiçbir şey dayanamadı.
Bereketli toprak titreyerek yanıyor, her şey kaynıyordu. Yerler parçalandı, dağlar eridi ve Titanlar yenilerek Tartoros'a atıldılar. Hepsi de zincirlere vuruldu ve üzerlerine üç yüz kaya yuvarlandı.
Helland, toprağı, yüksek dağları, derin uçurumları ile karmakarışık bir manzaraya sahipti. Eski Yunanlılar, bunu Zeus'un Titanlarla olan savaşına bağlar. Bundan sonra ilk zamanlardaki karışıklık sona erdi. Kâinat düzen buldu. Tabiatın kaba, vahşi ve kör kuvvetleri; Tanrısal zeka tarafından yenilmiş ve emir altına alınmış oldu.
Showing posts with label Yunan Medeniyetleri. Show all posts
Showing posts with label Yunan Medeniyetleri. Show all posts
Sunday, March 11, 2007
Yunan Medeniyetleri
İlk olarak M.Ö. VII. binyilda yerleşilen, o tarihten başlanarak artarda göç dalgalarına uğrayan Yunanistan topraklarına, M.Ö. II. binyıl başlarında, ilk Hint-Avrupalı istilacılar (ilk Helenler ya da Akhalar) yerleştiler.M.Ö.1600'e doğru ortaya çıkan, niteleyici özelliklerinden başlıcalarını Girit'ten alan Mykenai Uygarlığı, II. binyıl sonuna doğru Dorlar'ın istilasıyla apansızın sona erdi.Dorlar'ın istilasının başlattığı, "Yunan Ortaçağı" diye adlandırılan karanlık dönem (M.Ö. II. binyıl sonu - M.Ö.VIII.yy.) boyunca gerçekleşen toplumsal değişiklikler, eski Yunan dünyasına kendine özgü görünümünü kazandırdı.Birbiri ardına kurulan site devletlerde monarşinin yerini oligarşi rejimlerinin alması ve büyük toprak sahiplerinin halk üstünde baskıcı bir egemenlik kurmaları, siteler arasında bitmek tükenmek bilmeyen çekişmelerin yol açtığı savaşların, toplumsal adaletsizliğin acılarını daha da ağırlaştırdı.Bunun sonucunda Anadolu'ya yönelik büyük bir göç dalgasının başlamasıyla Doğu uygarlıklarıyla kurulan bu ilişkiden, yeni bir uygarlık doğdu ve Fenikeliler'den abecenin alınmasıyla hızla gelişti.Dorlar'ın istilasının izleriyse, M.Ö. VI. yy'a kadar sürüp gitti.
Pers İmparatorluğu'nun, Yunanistan'ın özgürlüğünü tehdit etmesi, en tehlikeli dönemlerde birçok sitenin biraraya gelmesini sağladıysa da, bütün sitelerin tek bir devlette biraraya gelmeleri hiçbir zaman gerçekleşmedi.Med Savaşları (M.Ö.490-M.Ö.479), Yunanlılar açısından başarıyla sona erdi ama bir yandan da kalıcı bir barış kurup, birleşemeyeceklerini ortaya koydu: Başarıda en çok payı bulunan Isparta ve Atina'nın, savaşların hemen ardından, üstünlük savaşma girişmeleri sonucunda Perslere karşı savaşan siteleri buyruğu altında toplayan Atina (Atina Konfederasyonu ya da Delos Birliği), çok geçmeden müttefikleri üstünde zorbaca bir egemenlik kurup, baskıyla yönetilen uyruklara dönüştürdü.Bu arada, aldığı yıllık vergiler ve Perikles'in dehası sayesinde, saygınlığını bütün Yunan dünyasına kabul ettirdi.
Ne var ki, öbür Yunan sitelerinin başkaldırmasıyla başlayan Peloponnes Savaşı (M.Ö.431-M.Ö.404), bir yandan Atina'nın üstünlüğüne son verirken, bir yandan da belirsiz bir dönemin hazırlayıcısı oldu.Bu dönem boyunca Isparta, savaştan sonra yeniden toparlanan Atina ve Thebai, üstünlüğü ele geçirmek için birbirleriyle çekiştilerse de, olumlu bir sonuç elde edemediler. Bu arada, söz konusu çekişmeden yararlanan Makedonyalı Philippos II, Demosthenes'in çabalarına karşın Yunanistan'ı egemenliği altına aldı (M.Ö.338) ve sınırlı bir iç özerklik dışında sitelerin bütün haklarını ortadan kaldırdı.
Oğlu Büyük İskender döneminde, Yunanistan'da demokrasi bütünüyle ortadan kalktıysa da, onun ölümüyle yeni bir dönem (Helenistik dönem) başladı.Söz konusu dönemde, Mısır'daki (Lagos sülalesi) ve Makedonya'daki (Antigonos sülalesi) sülaleler birbirleriyle çekişirlerken, Asya'daki Selefki (Seleukos) sülalesi, Anadolu'daki Yunan kentlerine egemenliğini kabul ettirdi.Yunanistan'ın batı kesimiyse Roma'nın etki alanına girdi (Taranto'nun alınması M.Ö.272). Sonunda Romalılar tarafından bir Roma eyaletine dönüştürülen (M.Ö.190) Yunanistan, o tarihten sonra yalnızca kültürel açıdan önemini sürdürdü.
DIONYSOS Aİki kez dünyaya gelen bir tanrıdır. Annesi Semele, babası Zeus'tur. Olympos'taki en kıdemsiz ve en gizemli tanrıdır. Yunanistan'da tanınıca çok etkilemiştir Yunan düşünce ve tapımını. Zeus, Dionysos dünyaya gelinceye kadar onu kendi uyluk kemiğinde saklamıştır. Üzüm, şarap ve tiyatro tanrısıdır. Kutsal hayvanı panterdir. Kutsal bitki ve ağaçlarıysa asma fidanı, sarmaşık, meşe ve çamdır.
ARTEMİS Zeus ve Leto'nun kızı, Apollon'nun ikiz kardeşidir. Vahşi hayvanların ve avın tanıçasıdır. Apollon gibi o da gümüş oklarla atış yapar. Bakire bir tanrıçadır. Erdemin, namusun simgesidir. Çocukların doğumlarını yönetir. Kutsal ağacı selvidir. Özellikle geyik olmak üzere tüm hayvanlar ona kutsaldır.
LİMOS AÇLIK TANRIÇASI
DİKE ADALET TANRIÇASI
SEMELE AHİRET TANRIÇASI
HESTİA AİLE FAZİLETLERİ TANRIÇASI
MOMOS ALAY VE HİCİV TANRIÇASI
ARTEMİS ANA TANRIÇA
ARİSTALOS ARICILIK TANRISI
EROS AŞK TANRISI
AFRODİT AŞK VE GÜZELLİK TANRIÇASI
ATALANTE AVCI KIZ
BENDİS AY TANRIÇASI
EİRENE BARIŞ TANRIÇASI
MİNEMOSYNE BELLEK TANRIÇASI
HERMES Zeus ve Maia'nın oğludur. Zeus'un habercisidir. Tanrıların en hızlısıdır. Kanatlı sandaletleri ve şapkası vardır. Bir de büyülü değnek taşır. Hırsızların ve ticaretin tanrısıdır. Yeraltı dünyasına ölüleri o götürür. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir.
CERES BEREKET TANRIÇASI
POROS BEREKET TANRISI
OKEANOS BÜTÜN IRMAKLARIN BABASI SAYILAN TANRI
KİRKE BÜYÜCÜ TANRIÇA
AMPHİTRİTE DENİZ DİBİ TANRIÇASI
THETİS DENİZ TANRIÇASI
POSEİDON DENİZ TANRISI
SENTİNUS DUYGU TANRISI
EİLEİTHHYİA DOĞUMLARDA KADINLARA YARDIM EDEN TANRIÇA
FORNAKS FIRINLARIN TANRISI
ADONİS ERKEKLİK VE BEREKET TANRISI
HERA Zeus'un kızkardeşidir. Aynı zamanda Zeus'un karısıdır. Oceanus ve Tethys adlı Titanlar tarafından büyütülmüştür. Aile ocağının koruyucusu olarak büyük saygı görmüştür. Birçok mitolojik anlatı, Hera'nın kıskançlığından bahseder. Kutsal hayvanları inek ve tavuskuşudur. Argos, en sevdiği şehirdir. En ünlü tapınağı, Sisam adasındaki Heraidon'du.
PHANTASO FANTEZİ TANRISI
KAİROS FIRSAT TANRISI
THYPHON FIRTINA TANRISI
NYKS GECE TANRIÇASI
HEBE GENÇLİK TANRIÇASI
HYMENALOS GENÇLİK VE EVLENDİRME TANRISI
ANDROGEO MİNOS'UN OĞLU
URANOS GÖK TANRIÇASI
HELİOS GÜNEŞ TANRISI
APOLLON Müziğin sanatların ve şiirin tanrısıdır. Zeus ve Leto'nun oğlu, Artemis'in ikiz kardeşidir. Altın bir lir çalar. Gümüş bir yayı en uzağa o atabilir; okların tanrısıdır. Tıbbı insanlara o öğretmiştir; hekimliğin tanrısıdır. Asla yalan söylemez; ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Kutsal ağacı defne, hayvanları yunus ve kargadır.
ENYALİOS HARP TANRISI
ATE HATA VE GÜNAH TANRIÇASI
HYBRİS HAYASIZLIK TANRISI
KLOTHO HAYAT İPLİĞİNİ BÜKEN TANRIÇA
HERMAPHRODİTOS HEM ERKEK HEM DİŞİLİĞİ OLAN TANRISAL YARATIK
FURİNA HIRSIZLARIN TANRISI
METİS HİKMET VE TEDBİRLİLİK TANRIÇASI
FRAUDE HİLE TANRIÇASI
ASOPOS IRMAK TANRISI
AİGİNA IRMAK TANRISININ KIZI
ALGOS IZDIRAP TANRISI
PENTHOS KEDER TANRISI
ARTEMİS İFFET TANRIÇASI
SENİUS İHTİYARLIK TANRISI
NEMESİS İNTİKAM TANRIÇASI
POİNE CEZA VE İNTİKAM TANRIÇASI
MOİRALAR KADER TANRIÇALARI
KRONOS KAİNATIN HAKİMİ
PİTHO KANDIRMA TANRIÇASI
THEMİS KANUN VE ADALET TANRIÇASI
ERESBOS KARANLIK TANRISI
FONS KAYNAKLAR TANRIÇASI
PAN KIR TANRISI
VAKANA KIRLARDA DİNLENENLERİ KORUYAN TANRI
PHOBOS KORKU TANRIÇASI
HERAKLES KUVVET TANRISI
ZEUS MUTLAK Evrenin efendisidir. Bütün yaratıcıların hakanı ne kadar tanrı varsa hepsinin efendisidir. Roma'daki adı Jüpiter'dir. Onu kızdıranlara fırlattığı şimşeklerdi silahı. Ağacı meşe, akıl hocası meşe ağaçlarının vatanı olan Dodona'dır. Kurban olarak keçi, koyun ve boynuzları yaldızlarla süslü boğa sunulurmuş Zeus'a. Kendisi göklerin hükümdarı olduğu için için en sevdiği hayvan kartaldır. KUDRET TANRISI
ORFE MÜZİKÇİ OZAN
RİSUS NEŞE TANRISI
ERİS NİFAK TANRIÇASI
FERONİA ORMANLARI KORUYAN TANRIÇA
ULTİO İNTİKAM TANRIÇASI
THANATOS ÖLÜM TANRISI
OİNONE PINAR PERİSİ
AMYKOS POSEİDON'UN OĞLU
******** RÜYALAR TANRISI
BOREAS RÜZGAR TANRISI
ALKYONE RÜZGAR TANRIÇASI
EOLO RÜZGARLARIN BEKÇİSİ
PENELOPE SADAKAT TİM.S.ALİ
HYGİEİA SAĞLIK TANRIÇASI
AKSLEPİOS SAĞLIK VE HEKİMLİK TANRISI
HEPHAİSTOS SANAYİ TANRISI
ARES Zeus ve Hera'nın oğludur. Yunan tanrılarının en sevilmeyenidir. Roma'da adı Mars'tır. Savaş tanrısıdır ama o işi becerebildiğini söylemek zor. Öldürücü ve kana susamış bir tanrıdır ama bir yandan da korkağın tekidir.kurban olarak boğa, erkek domuz, koç ve at sunulurdu. Akbaba ve horoz kutsal hayvanlarıdır.
URANİA SEMAVİ AŞK TANRIÇASI
FEBRİS SICAKLIK TANRIÇASI
FİDES SÖZÜNDE DURMA TANRIÇASI
PERİMELİS SÜRÜLERE GÖZCÜLÜK EDEN PERİLER
EOS ŞAFAK TANRIÇASI
DİONYSOS ŞARAP VE COŞKU TANRISI
ROS ŞEBNEM TANRISI
BİA ŞİDDET TANRIÇASI
RHEME ŞÖHRET TANRIÇASI
FATUM TALİH TANRISI
NEKTAR TANRILARI ÖLÜM.S.ÜZLEŞTİREN İÇKİLER
AMBROSİA TANRILARI ÖLÜM.S.ÜZLEŞTİREN YİYECEKLER
FORS TESADÜF TANRISI
THYKE TESADÜF TANRIÇASI
DEMETER TOPRAK VE TARIM TANRIÇASI Tarım tanrıçasıdır. Kronos ve Rhea'nın kızıdır. Kızının Hades tarafından kaçırılması üzerine bütün dünyayı dolaşmış, sonunda Zeus Hades'e kızı Persophone'yi her yıl altı ay annesinin yanına götürmesi buyruğunu vermiştir.
İKAROS UÇMAYI BAŞARAN İLK İNAN
HYPNOS UYKU TANRISI
PERSEPHONE YERALTI TANRIÇASI
HADES YER ALTINDAKİ ÖLÜLER ÜLKESİNİN TANRISI Zeus'un kardeşidir. Ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. Ziyaretçi bakımından zengindir. Bu sebeple konukseverdir. Gelenler için ardına kadar açıktır kapısı fakat çıkmak isteyenlere sımsıkı kapalıdır. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir. Aynı zamanda, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Onu görünmez yapan bir miğferi vardır. Acımasız ve hatta korkunçtu ama sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanrı değildi. Zorla kaçırdığı Persephone ile evlidir. Ölümün tanrısıdır.
ELYSİON YERALTI CENNETİ
AİAKOS YERALTI ÜLKESİNDE ÖLÜLER HAKİMİ
FLORA YEŞEREN BİTKİLER ALEMİ TANRIÇASI
PENİA YOKSULLUK TANRIÇASI
NİKE ZAFER TANRIÇASI
ATHENA ZEKA TANRIÇASI Bilgeliğin, savaşın, bilimin ve sanatın tanrıçasıdır. Yetişkin, zırhlı ve silahlı bir şekilde, babası Zeus'un kafasından doğmuştur. Savaşta acımasız ve cesurdur ancak sadece şehri düşmanlardan korumak için savaşır. Yuları icat ettip, insanların atı evcilleştirmesini sağlamıştır. Aynı zamanda trompet, flüt, çömlek, tırmık, saban, gemi ve savaşta kullanılan at arabası onun icatlarındandır. Kutsal şehri Atina, ağacı zeytin ve hayvanı baykuş ve ejderha'dır. Tanrıçaya kuban olarak öküz sunulmuştur.
DAİMON ZEKA VE İLAHİ KUVVET TANRISI
PLOUTOS ZENGİNLİK TANRISI
HEPHAESTUS Zeus ve Hera'nın oğludur. Fiziksel olarak son derece çirkin ve topal olan tek tanrıdır. Ateşin ve demirin tanrısıdır. Kyklop'larla çalışır. Tüm tanrıların zırhlarını ve silahlarını o yapar. Demir işlemek için bir volkanı kullanır. İyi birde kuyumcudur. Tüm tanrıların yüzüklerini, kolyelerini ve bileziklerin yapar. Kibar ve barıştan hoşlanan bir tanrıdır. TANRISI
APHRODITE Sevginin ve güzelliğin tanrıçasıdır. Roma'da adı Venüs'tür. Hephaestus'un karısıdır. Doğumu hakkında iki söylenti vardır. İlki onun Zeus ve Dione'un kızı olduğudur. İkincisi ise, Cronos hadım edildiğinde denize atılmış olan organından damlayan kanlardan doğduğunu ve kocaman bir midye içinde Kıbrıs'ta karaya çıktığıdır. Ağacı mersin, hayvanları güvercin, kuğu ve serçedir. Knidos'taki Praksiteles'in elinden çıkan heykeli çok ünlüdür. TANRISI
POSEIDON Poseidon, Zeus'un kardeşidir. Bütün denizlerin tanrısıdır. Roma'daki adı Neptune'dür. Depremleri meydana getirende odur. Titan Oceanus'un büyük torunlarından Amphitrite ile evlidir. Silahı dünyayı sallayabilen ve herşeyi paramparça edebilen üç dişli yabasıdır. Yabasıyla büyük dalgaları yatıştırır, denizcilere yardım eder. Zeus'tan sonra diğer tanrılar arasında en güçlü olandır. Yunusların, deniz atlarının ve diğer deniz canlılarının çektiği iki tekerli arabasıyla ilerler.
HESTIA Zeus'un kızkardeşidir. Bakire bir tanrıçadır. Evlerin düzeninden sorumlu olan tanrıçadır. Yeni bir çocuk doğduğunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandır. Her şehrin Hestia'ya kutsanmış herkese açık bir yer vardır. Burda devamlı ateş yakılır ve asla söndürülmez.
YUNANDA BİLİM
FELSEFE
Felsefe, Eski Yunanistan'da, Anadolu'daki Miletos'ta başlamıştır. Bilinen ilk filozoflar, Miletoslu Thales ve öğrencileri Anaksimandros ile Anaksimenes'tir. Miletos okulu konusundaki bugünkü bilgimiz, daha sonraki yazarların onlara atfettikleri metin parçalarına dayanmaktadır. Bu ilk filozoflar, dış görünüşün ardında bulunan ve her şeyi açıklayabilecek olan bir temel öğeyi ya da gücü bulmaya çalışmışlar, Thales bu öğenin su, Anaksimandros sınırsız ya da sonsuz olan varlık, Anaksimenes'se, hava olduğunu ileri sürmüşlerdir. Herakleitos ve Parmenides gibi filozoflar, dünyanın temelinin değişmezlik ve süreklilik mi, yoksa değişme mi olduğunu ve bir öğenin mi, yoksa birden çok öğenin mi bütün varlıkların temelinde bulunduğunu araştırmışlardır. Eski Yunan felsefesi, Sokrates'ten önce, genellikle bu metafizik sorularla uğraşmıştır.
Yunan Filozofları
Thales Anaksimandros Anaksimenes Anaksagoras Apollonialı Diogenes Sokrates
Eflatun Aristoteles Antisthenes Aristippos Eukleides Empedoldes
Demokritos Eudoksos Diogenes
Demetrios Epikuros Diodoros
Karneades Epiktetos
Arrhianos
TIP Eski Yunanistan'da iyileştirme, "şifa verme" sanatı, adına Delphoi'deki kehanet merkezi kurulmuş olan Apollon kültüyle özdeşleşmişti. Efsaneye göre, Apollon, tıbbı Kheiron'a öğretmiş, o da bu bilgiyi Asklepios'a (Latince adı Aesculapius) aktarmıştır. Asklepios'un M.Ö.1200'e doğru gerçekten yaşamış bir hekim olduğu sanılmaktadır; ama sonradan bir tanrı sayılmış ve şifa tapınaklarında kendisine tapılmıştır. Bu tapınaklarda, dinlenme, beden eğitimi, beslenme rejimi ve büyüden oluşan hastalık tedavisi kayıtları bulunmaktadır. Yunanlıların en önemli hekimlerinden biri Hippokrates'tir. Ayrıca Alkmeon'un hayvanların bedenini incelemek amacıyla kesip biçen ilk hekim olduğu sanılmaktadır. Bununla birlikte kadavra üstünde ilk bilimsel araştırmaları yapan Erasistratos'un laparotomi (karın açma) ameliyatını da ilk olarak gerçekleştirdiği sanılmaktadır.
MİTOLOJİK KAHRAMANLAR
Akhilleus Yunanlılar tarafında Troia savaşına katılan en güçlü kişiydi. Thetis ile Peleus'un oğludur.Zeus'un soyundan gelmiştir. Ölümünden sonra babası ruhlar dünyasına yargıç yapmıştır Akhilles'u.
Amphion Zeus ile Antiope'nin oğlu Zethos'un ikiz kardeşidir. Sanatçı yaratılışlıdır ve müzik ile şiiri çok sever. Liri ile büyük kayaları taşıyarak Thebia şehrinin surlarını örmüştür.
Bellerophontes Düzenbazlığı ile ünlü Sisyphos'un torunu Glaukos'un oğludur. Bir av sırasında kaza ile kardeşi Belleros'u öldürmüştür. Bu yüzden kendisine Bellerophontes "Belleros'u öldüren denilir.
Deukalion Prometheus'un oğludur. Zeus'un saygısızlık içinde bulunan insan soyunu yok etmek için gönderdiği yıldırımlardan sağ kalan iki kişiden biridir. Diğeri karısı Pyrrha'dır. Onların soyundan Ariol, Dor ve İon'ların geldiğine inanılır.
Epaphos Zeus ile İo'nun oğludur.Mısır tahtına geçmiştir. Danaos ve Thebia soylarının onun kanından geldiğine inanılır.
Hektor Yiğit, duygusal, hoşgörülü, özverili bir kişiliktir.Troia kralı Priamos ile karısı Hekabe'nin oğludur.Paris'in kardeşidir.Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir.Ama hiçte isteyerek girmemiştir bu savaşa.
Herakles Yunanlıların değil, ölümlü olan bütün efsane kahramanlarının en güçlüsüdür. Gücü sınırsızdır. Tanrıça Hera'nın kini hiç bir zaman onun peşini bırakmamıştır. Zeus ile Alkmene'nin oğludur. Dostlarına bağlıdır ve yardımsever bir kişiliği vardır. Kendisine verilen birçok görevi kahramanca yerine getirmiştir.
Kadmos Thebia kentinin kurucusudur. Agenor'un oğlu, Europa'nın ağabeyidir. Ares'in ejderhasını öldürmüştür ve ceza olarak yedi yıl tanrıya hizmet etmiştir bunun sonucunda. Kurduğu şehre kral olmuştur.
Meleagros Kalydon kralı Oineus'un oğludur. Kalydon domuzu avında geçer öyküsü ve bu maceranın baş kahramanıdır. Kahramanca savaşarak bu canavarı kılıç darbesiyle öldürmüştür.
Niobe Tantalos'un kızıdır. Babası üzerindeki lanet onunda peşini bırakmamış soyundan gelenlerde peşini bırakmayacaktır. Thebia kralı Amphion'nun karısıdır.
Odysseus Yunanlıların en akıllısı ve en kurnazıdır. Homeros'un yazdığı Odysseia adlı yapıtın baş kahramanıdır. Babası Laertes annesi Antikleia'dır. Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir.
Oidipus Kadmos'un soyundandır ve Thebia kralıdır. Kadmos'un soyunun laneti onunda peşini bırakmamıştır.
Paris Troia kralı Priamos ile karısı Hekabe'nin oğludur. Diğer adı Aleksandros'tur. Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir. Hera, Athena ve Aphrodite'nin katıldığı güzellik yarışmasında hakemlik yapmıştır.
Pelops Tantalos'un oğludur. Birçok uğursuzluk, lanet ve cinayetler onun peşini bırakmamış soyununda peşini bırakmayacaktır. Bu lanetlenme ve cinayet Pelops'un babası Tantalos ile başlar.
Perseus Zeus ile Danae'nin oğludur. Gorgo'lardan ölümlü Medusa'nın başını keserek kendisine verilen görevi yerine Perseus getirmiştir. Yunan kahramanlarının en güçlüsü ve en yiğidi Herakles Perseus'un soyundan gelmektedir.
Theseus Atina kralı Aigeus ile Aithra'nın oğludur. Atinalılar'ın ulusal kahramanıdır. Marathon savaşında Atinalı askerlere yardım ettiğine ve düşmanı bozguna uğrattığına inanılır.
Zethos Zeus ile Antiope'nin oğlu, Ampihon'nun ikiz kardeşidir. Çok güçlüdür ve avcılık ile kavgaya çok düşkündür. Büyük ve ağır kayaları sırtında taşıyarak Thebia şehrinin surlarını örmüştür.
OLYMPOS'TA YAŞAMAYAN TANRILAR
Asklepios Sağlık tanrısıdır.İlyada'da "Kusursuz Hekim" diye geçer adı.Apollon ile Koronis'in oğludur.Asklepios heykellerinde genellikle sakallı ve başında defneden yapılma bir taçla gösterilirdi.Elinde de üzerine yılan sarılmış bir değnek tutardı.
Eos Titan Soylu bir tanrıçadır.Helios ve Selene'nin kızkardeşidir.Şafak tanrıçasıdır.Sol eliyle bir meşale tutan sağ eliylede güller saçan bir nymphe olarak temsil edilirdi.
Eros Aşk tanrısıdır.Ares ile Aphrodite'nin kızıdır.Küçük, sevimli bir oğlan olarak tasarlanan Eros sırtında bir çift küçük kanat ile gösterilirdi.Elinde ok ve yay taşır.Okunun değdiği kişiler aşk ateşinden yanıp tutuşurlar.Bu tanrılar bile olsa.
Hekate Güneş soylu Perses İe ışığın simgesi Asterie'nin kızıdır.Savaşlarda şanı, şerefi dilediğinde verir.Yarışmalarda dilediğine zafer kazandırır.Avcılara yardım eder, sürüleri çoğaltır, azaltı; gençliğin gelişmesini sağlar.Büyücüler, sihirbazlar ondan öğrenirlermiş bildiklerini.
Helios Güneş tanrısıdır Helios.Titan çifti Hyperion ile Tethys'in oğludur.Billudan, elmastan, başka değerli taş ve madenlerden yapılma, yüksek sütunlar üzerinde pırıl pırıl parlayan bir sarayda yaşar.Bir ölümlünün dayanamayacağı kadar parıltılı bir tahtta oturur.Mısır'daki Heliopolis kenti güneş tanrı adına kurulmuştur.
Iris Işık simgesi tanrıçalarından biridir.Deniz tanrı ve tanrıçalarından Thaumas ile Elektra'nın kızıdır.Gökkuşağı tanrıçasıdır.Tanrısal bir habercidir.Birçok rengin oluşturduğu kanatlı, genç ve güzel bir kız olarak tasvir edilirdi.
Moira'lar Yazgı tanrıçalarıdır.Zeus ile Themis'in kızlarıdır."Kletho yaşam ipliğini eğirir, "Lakhosis" yazgı, "Atroos" ise bildiğinden şaşmaz demektir.Alınyazılarını belirler ve hiç kimse değiştiremez bunları.
Pan Doğa tanrısıdır.Hermes ile Penelope'nin oğludur.Yarı insan yarı keçi bir tanrıdır.Bir çift boynuz vardır kafasında.Arkadia ilinde büyük saygı görmüştür.Bal ve keçi sütü sunulurmuş tanrıya.Syrinks denen kavalı ile dağda bayırda dolaşırmış Pan.
Selene Titan soylu tanrıçadır Selene.Helios'un kızkardeşidir.Ay tanrıçasıdır.
Pers İmparatorluğu'nun, Yunanistan'ın özgürlüğünü tehdit etmesi, en tehlikeli dönemlerde birçok sitenin biraraya gelmesini sağladıysa da, bütün sitelerin tek bir devlette biraraya gelmeleri hiçbir zaman gerçekleşmedi.Med Savaşları (M.Ö.490-M.Ö.479), Yunanlılar açısından başarıyla sona erdi ama bir yandan da kalıcı bir barış kurup, birleşemeyeceklerini ortaya koydu: Başarıda en çok payı bulunan Isparta ve Atina'nın, savaşların hemen ardından, üstünlük savaşma girişmeleri sonucunda Perslere karşı savaşan siteleri buyruğu altında toplayan Atina (Atina Konfederasyonu ya da Delos Birliği), çok geçmeden müttefikleri üstünde zorbaca bir egemenlik kurup, baskıyla yönetilen uyruklara dönüştürdü.Bu arada, aldığı yıllık vergiler ve Perikles'in dehası sayesinde, saygınlığını bütün Yunan dünyasına kabul ettirdi.
Ne var ki, öbür Yunan sitelerinin başkaldırmasıyla başlayan Peloponnes Savaşı (M.Ö.431-M.Ö.404), bir yandan Atina'nın üstünlüğüne son verirken, bir yandan da belirsiz bir dönemin hazırlayıcısı oldu.Bu dönem boyunca Isparta, savaştan sonra yeniden toparlanan Atina ve Thebai, üstünlüğü ele geçirmek için birbirleriyle çekiştilerse de, olumlu bir sonuç elde edemediler. Bu arada, söz konusu çekişmeden yararlanan Makedonyalı Philippos II, Demosthenes'in çabalarına karşın Yunanistan'ı egemenliği altına aldı (M.Ö.338) ve sınırlı bir iç özerklik dışında sitelerin bütün haklarını ortadan kaldırdı.
Oğlu Büyük İskender döneminde, Yunanistan'da demokrasi bütünüyle ortadan kalktıysa da, onun ölümüyle yeni bir dönem (Helenistik dönem) başladı.Söz konusu dönemde, Mısır'daki (Lagos sülalesi) ve Makedonya'daki (Antigonos sülalesi) sülaleler birbirleriyle çekişirlerken, Asya'daki Selefki (Seleukos) sülalesi, Anadolu'daki Yunan kentlerine egemenliğini kabul ettirdi.Yunanistan'ın batı kesimiyse Roma'nın etki alanına girdi (Taranto'nun alınması M.Ö.272). Sonunda Romalılar tarafından bir Roma eyaletine dönüştürülen (M.Ö.190) Yunanistan, o tarihten sonra yalnızca kültürel açıdan önemini sürdürdü.
DIONYSOS Aİki kez dünyaya gelen bir tanrıdır. Annesi Semele, babası Zeus'tur. Olympos'taki en kıdemsiz ve en gizemli tanrıdır. Yunanistan'da tanınıca çok etkilemiştir Yunan düşünce ve tapımını. Zeus, Dionysos dünyaya gelinceye kadar onu kendi uyluk kemiğinde saklamıştır. Üzüm, şarap ve tiyatro tanrısıdır. Kutsal hayvanı panterdir. Kutsal bitki ve ağaçlarıysa asma fidanı, sarmaşık, meşe ve çamdır.
ARTEMİS Zeus ve Leto'nun kızı, Apollon'nun ikiz kardeşidir. Vahşi hayvanların ve avın tanıçasıdır. Apollon gibi o da gümüş oklarla atış yapar. Bakire bir tanrıçadır. Erdemin, namusun simgesidir. Çocukların doğumlarını yönetir. Kutsal ağacı selvidir. Özellikle geyik olmak üzere tüm hayvanlar ona kutsaldır.
LİMOS AÇLIK TANRIÇASI
DİKE ADALET TANRIÇASI
SEMELE AHİRET TANRIÇASI
HESTİA AİLE FAZİLETLERİ TANRIÇASI
MOMOS ALAY VE HİCİV TANRIÇASI
ARTEMİS ANA TANRIÇA
ARİSTALOS ARICILIK TANRISI
EROS AŞK TANRISI
AFRODİT AŞK VE GÜZELLİK TANRIÇASI
ATALANTE AVCI KIZ
BENDİS AY TANRIÇASI
EİRENE BARIŞ TANRIÇASI
MİNEMOSYNE BELLEK TANRIÇASI
HERMES Zeus ve Maia'nın oğludur. Zeus'un habercisidir. Tanrıların en hızlısıdır. Kanatlı sandaletleri ve şapkası vardır. Bir de büyülü değnek taşır. Hırsızların ve ticaretin tanrısıdır. Yeraltı dünyasına ölüleri o götürür. Liri, kavalı, notaları, astronomiyi, ölçü birimlerini ve sporu icat etmiştir.
CERES BEREKET TANRIÇASI
POROS BEREKET TANRISI
OKEANOS BÜTÜN IRMAKLARIN BABASI SAYILAN TANRI
KİRKE BÜYÜCÜ TANRIÇA
AMPHİTRİTE DENİZ DİBİ TANRIÇASI
THETİS DENİZ TANRIÇASI
POSEİDON DENİZ TANRISI
SENTİNUS DUYGU TANRISI
EİLEİTHHYİA DOĞUMLARDA KADINLARA YARDIM EDEN TANRIÇA
FORNAKS FIRINLARIN TANRISI
ADONİS ERKEKLİK VE BEREKET TANRISI
HERA Zeus'un kızkardeşidir. Aynı zamanda Zeus'un karısıdır. Oceanus ve Tethys adlı Titanlar tarafından büyütülmüştür. Aile ocağının koruyucusu olarak büyük saygı görmüştür. Birçok mitolojik anlatı, Hera'nın kıskançlığından bahseder. Kutsal hayvanları inek ve tavuskuşudur. Argos, en sevdiği şehirdir. En ünlü tapınağı, Sisam adasındaki Heraidon'du.
PHANTASO FANTEZİ TANRISI
KAİROS FIRSAT TANRISI
THYPHON FIRTINA TANRISI
NYKS GECE TANRIÇASI
HEBE GENÇLİK TANRIÇASI
HYMENALOS GENÇLİK VE EVLENDİRME TANRISI
ANDROGEO MİNOS'UN OĞLU
URANOS GÖK TANRIÇASI
HELİOS GÜNEŞ TANRISI
APOLLON Müziğin sanatların ve şiirin tanrısıdır. Zeus ve Leto'nun oğlu, Artemis'in ikiz kardeşidir. Altın bir lir çalar. Gümüş bir yayı en uzağa o atabilir; okların tanrısıdır. Tıbbı insanlara o öğretmiştir; hekimliğin tanrısıdır. Asla yalan söylemez; ışığın ve gerçeğin tanrısıdır. Kutsal ağacı defne, hayvanları yunus ve kargadır.
ENYALİOS HARP TANRISI
ATE HATA VE GÜNAH TANRIÇASI
HYBRİS HAYASIZLIK TANRISI
KLOTHO HAYAT İPLİĞİNİ BÜKEN TANRIÇA
HERMAPHRODİTOS HEM ERKEK HEM DİŞİLİĞİ OLAN TANRISAL YARATIK
FURİNA HIRSIZLARIN TANRISI
METİS HİKMET VE TEDBİRLİLİK TANRIÇASI
FRAUDE HİLE TANRIÇASI
ASOPOS IRMAK TANRISI
AİGİNA IRMAK TANRISININ KIZI
ALGOS IZDIRAP TANRISI
PENTHOS KEDER TANRISI
ARTEMİS İFFET TANRIÇASI
SENİUS İHTİYARLIK TANRISI
NEMESİS İNTİKAM TANRIÇASI
POİNE CEZA VE İNTİKAM TANRIÇASI
MOİRALAR KADER TANRIÇALARI
KRONOS KAİNATIN HAKİMİ
PİTHO KANDIRMA TANRIÇASI
THEMİS KANUN VE ADALET TANRIÇASI
ERESBOS KARANLIK TANRISI
FONS KAYNAKLAR TANRIÇASI
PAN KIR TANRISI
VAKANA KIRLARDA DİNLENENLERİ KORUYAN TANRI
PHOBOS KORKU TANRIÇASI
HERAKLES KUVVET TANRISI
ZEUS MUTLAK Evrenin efendisidir. Bütün yaratıcıların hakanı ne kadar tanrı varsa hepsinin efendisidir. Roma'daki adı Jüpiter'dir. Onu kızdıranlara fırlattığı şimşeklerdi silahı. Ağacı meşe, akıl hocası meşe ağaçlarının vatanı olan Dodona'dır. Kurban olarak keçi, koyun ve boynuzları yaldızlarla süslü boğa sunulurmuş Zeus'a. Kendisi göklerin hükümdarı olduğu için için en sevdiği hayvan kartaldır. KUDRET TANRISI
ORFE MÜZİKÇİ OZAN
RİSUS NEŞE TANRISI
ERİS NİFAK TANRIÇASI
FERONİA ORMANLARI KORUYAN TANRIÇA
ULTİO İNTİKAM TANRIÇASI
THANATOS ÖLÜM TANRISI
OİNONE PINAR PERİSİ
AMYKOS POSEİDON'UN OĞLU
******** RÜYALAR TANRISI
BOREAS RÜZGAR TANRISI
ALKYONE RÜZGAR TANRIÇASI
EOLO RÜZGARLARIN BEKÇİSİ
PENELOPE SADAKAT TİM.S.ALİ
HYGİEİA SAĞLIK TANRIÇASI
AKSLEPİOS SAĞLIK VE HEKİMLİK TANRISI
HEPHAİSTOS SANAYİ TANRISI
ARES Zeus ve Hera'nın oğludur. Yunan tanrılarının en sevilmeyenidir. Roma'da adı Mars'tır. Savaş tanrısıdır ama o işi becerebildiğini söylemek zor. Öldürücü ve kana susamış bir tanrıdır ama bir yandan da korkağın tekidir.kurban olarak boğa, erkek domuz, koç ve at sunulurdu. Akbaba ve horoz kutsal hayvanlarıdır.
URANİA SEMAVİ AŞK TANRIÇASI
FEBRİS SICAKLIK TANRIÇASI
FİDES SÖZÜNDE DURMA TANRIÇASI
PERİMELİS SÜRÜLERE GÖZCÜLÜK EDEN PERİLER
EOS ŞAFAK TANRIÇASI
DİONYSOS ŞARAP VE COŞKU TANRISI
ROS ŞEBNEM TANRISI
BİA ŞİDDET TANRIÇASI
RHEME ŞÖHRET TANRIÇASI
FATUM TALİH TANRISI
NEKTAR TANRILARI ÖLÜM.S.ÜZLEŞTİREN İÇKİLER
AMBROSİA TANRILARI ÖLÜM.S.ÜZLEŞTİREN YİYECEKLER
FORS TESADÜF TANRISI
THYKE TESADÜF TANRIÇASI
DEMETER TOPRAK VE TARIM TANRIÇASI Tarım tanrıçasıdır. Kronos ve Rhea'nın kızıdır. Kızının Hades tarafından kaçırılması üzerine bütün dünyayı dolaşmış, sonunda Zeus Hades'e kızı Persophone'yi her yıl altı ay annesinin yanına götürmesi buyruğunu vermiştir.
İKAROS UÇMAYI BAŞARAN İLK İNAN
HYPNOS UYKU TANRISI
PERSEPHONE YERALTI TANRIÇASI
HADES YER ALTINDAKİ ÖLÜLER ÜLKESİNİN TANRISI Zeus'un kardeşidir. Ölülere hükmeden yeraltı tanrısıdır. Ziyaretçi bakımından zengindir. Bu sebeple konukseverdir. Gelenler için ardına kadar açıktır kapısı fakat çıkmak isteyenlere sımsıkı kapalıdır. Yeraltı zenginliklerinin sahibidir. Aynı zamanda, yerden çıkan değerli metaller onu bolluk çokluk ve servet tanrısı yapmıştır. Onu görünmez yapan bir miğferi vardır. Acımasız ve hatta korkunçtu ama sözünden dönmezdi ve kaprisli bir tanrı değildi. Zorla kaçırdığı Persephone ile evlidir. Ölümün tanrısıdır.
ELYSİON YERALTI CENNETİ
AİAKOS YERALTI ÜLKESİNDE ÖLÜLER HAKİMİ
FLORA YEŞEREN BİTKİLER ALEMİ TANRIÇASI
PENİA YOKSULLUK TANRIÇASI
NİKE ZAFER TANRIÇASI
ATHENA ZEKA TANRIÇASI Bilgeliğin, savaşın, bilimin ve sanatın tanrıçasıdır. Yetişkin, zırhlı ve silahlı bir şekilde, babası Zeus'un kafasından doğmuştur. Savaşta acımasız ve cesurdur ancak sadece şehri düşmanlardan korumak için savaşır. Yuları icat ettip, insanların atı evcilleştirmesini sağlamıştır. Aynı zamanda trompet, flüt, çömlek, tırmık, saban, gemi ve savaşta kullanılan at arabası onun icatlarındandır. Kutsal şehri Atina, ağacı zeytin ve hayvanı baykuş ve ejderha'dır. Tanrıçaya kuban olarak öküz sunulmuştur.
DAİMON ZEKA VE İLAHİ KUVVET TANRISI
PLOUTOS ZENGİNLİK TANRISI
HEPHAESTUS Zeus ve Hera'nın oğludur. Fiziksel olarak son derece çirkin ve topal olan tek tanrıdır. Ateşin ve demirin tanrısıdır. Kyklop'larla çalışır. Tüm tanrıların zırhlarını ve silahlarını o yapar. Demir işlemek için bir volkanı kullanır. İyi birde kuyumcudur. Tüm tanrıların yüzüklerini, kolyelerini ve bileziklerin yapar. Kibar ve barıştan hoşlanan bir tanrıdır. TANRISI
APHRODITE Sevginin ve güzelliğin tanrıçasıdır. Roma'da adı Venüs'tür. Hephaestus'un karısıdır. Doğumu hakkında iki söylenti vardır. İlki onun Zeus ve Dione'un kızı olduğudur. İkincisi ise, Cronos hadım edildiğinde denize atılmış olan organından damlayan kanlardan doğduğunu ve kocaman bir midye içinde Kıbrıs'ta karaya çıktığıdır. Ağacı mersin, hayvanları güvercin, kuğu ve serçedir. Knidos'taki Praksiteles'in elinden çıkan heykeli çok ünlüdür. TANRISI
POSEIDON Poseidon, Zeus'un kardeşidir. Bütün denizlerin tanrısıdır. Roma'daki adı Neptune'dür. Depremleri meydana getirende odur. Titan Oceanus'un büyük torunlarından Amphitrite ile evlidir. Silahı dünyayı sallayabilen ve herşeyi paramparça edebilen üç dişli yabasıdır. Yabasıyla büyük dalgaları yatıştırır, denizcilere yardım eder. Zeus'tan sonra diğer tanrılar arasında en güçlü olandır. Yunusların, deniz atlarının ve diğer deniz canlılarının çektiği iki tekerli arabasıyla ilerler.
HESTIA Zeus'un kızkardeşidir. Bakire bir tanrıçadır. Evlerin düzeninden sorumlu olan tanrıçadır. Yeni bir çocuk doğduğunda aileye kabul edilmeden önce onu kutsayandır. Her şehrin Hestia'ya kutsanmış herkese açık bir yer vardır. Burda devamlı ateş yakılır ve asla söndürülmez.
YUNANDA BİLİM
FELSEFE
Felsefe, Eski Yunanistan'da, Anadolu'daki Miletos'ta başlamıştır. Bilinen ilk filozoflar, Miletoslu Thales ve öğrencileri Anaksimandros ile Anaksimenes'tir. Miletos okulu konusundaki bugünkü bilgimiz, daha sonraki yazarların onlara atfettikleri metin parçalarına dayanmaktadır. Bu ilk filozoflar, dış görünüşün ardında bulunan ve her şeyi açıklayabilecek olan bir temel öğeyi ya da gücü bulmaya çalışmışlar, Thales bu öğenin su, Anaksimandros sınırsız ya da sonsuz olan varlık, Anaksimenes'se, hava olduğunu ileri sürmüşlerdir. Herakleitos ve Parmenides gibi filozoflar, dünyanın temelinin değişmezlik ve süreklilik mi, yoksa değişme mi olduğunu ve bir öğenin mi, yoksa birden çok öğenin mi bütün varlıkların temelinde bulunduğunu araştırmışlardır. Eski Yunan felsefesi, Sokrates'ten önce, genellikle bu metafizik sorularla uğraşmıştır.
Yunan Filozofları
Thales Anaksimandros Anaksimenes Anaksagoras Apollonialı Diogenes Sokrates
Eflatun Aristoteles Antisthenes Aristippos Eukleides Empedoldes
Demokritos Eudoksos Diogenes
Demetrios Epikuros Diodoros
Karneades Epiktetos
Arrhianos
TIP Eski Yunanistan'da iyileştirme, "şifa verme" sanatı, adına Delphoi'deki kehanet merkezi kurulmuş olan Apollon kültüyle özdeşleşmişti. Efsaneye göre, Apollon, tıbbı Kheiron'a öğretmiş, o da bu bilgiyi Asklepios'a (Latince adı Aesculapius) aktarmıştır. Asklepios'un M.Ö.1200'e doğru gerçekten yaşamış bir hekim olduğu sanılmaktadır; ama sonradan bir tanrı sayılmış ve şifa tapınaklarında kendisine tapılmıştır. Bu tapınaklarda, dinlenme, beden eğitimi, beslenme rejimi ve büyüden oluşan hastalık tedavisi kayıtları bulunmaktadır. Yunanlıların en önemli hekimlerinden biri Hippokrates'tir. Ayrıca Alkmeon'un hayvanların bedenini incelemek amacıyla kesip biçen ilk hekim olduğu sanılmaktadır. Bununla birlikte kadavra üstünde ilk bilimsel araştırmaları yapan Erasistratos'un laparotomi (karın açma) ameliyatını da ilk olarak gerçekleştirdiği sanılmaktadır.
MİTOLOJİK KAHRAMANLAR
Akhilleus Yunanlılar tarafında Troia savaşına katılan en güçlü kişiydi. Thetis ile Peleus'un oğludur.Zeus'un soyundan gelmiştir. Ölümünden sonra babası ruhlar dünyasına yargıç yapmıştır Akhilles'u.
Amphion Zeus ile Antiope'nin oğlu Zethos'un ikiz kardeşidir. Sanatçı yaratılışlıdır ve müzik ile şiiri çok sever. Liri ile büyük kayaları taşıyarak Thebia şehrinin surlarını örmüştür.
Bellerophontes Düzenbazlığı ile ünlü Sisyphos'un torunu Glaukos'un oğludur. Bir av sırasında kaza ile kardeşi Belleros'u öldürmüştür. Bu yüzden kendisine Bellerophontes "Belleros'u öldüren denilir.
Deukalion Prometheus'un oğludur. Zeus'un saygısızlık içinde bulunan insan soyunu yok etmek için gönderdiği yıldırımlardan sağ kalan iki kişiden biridir. Diğeri karısı Pyrrha'dır. Onların soyundan Ariol, Dor ve İon'ların geldiğine inanılır.
Epaphos Zeus ile İo'nun oğludur.Mısır tahtına geçmiştir. Danaos ve Thebia soylarının onun kanından geldiğine inanılır.
Hektor Yiğit, duygusal, hoşgörülü, özverili bir kişiliktir.Troia kralı Priamos ile karısı Hekabe'nin oğludur.Paris'in kardeşidir.Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir.Ama hiçte isteyerek girmemiştir bu savaşa.
Herakles Yunanlıların değil, ölümlü olan bütün efsane kahramanlarının en güçlüsüdür. Gücü sınırsızdır. Tanrıça Hera'nın kini hiç bir zaman onun peşini bırakmamıştır. Zeus ile Alkmene'nin oğludur. Dostlarına bağlıdır ve yardımsever bir kişiliği vardır. Kendisine verilen birçok görevi kahramanca yerine getirmiştir.
Kadmos Thebia kentinin kurucusudur. Agenor'un oğlu, Europa'nın ağabeyidir. Ares'in ejderhasını öldürmüştür ve ceza olarak yedi yıl tanrıya hizmet etmiştir bunun sonucunda. Kurduğu şehre kral olmuştur.
Meleagros Kalydon kralı Oineus'un oğludur. Kalydon domuzu avında geçer öyküsü ve bu maceranın baş kahramanıdır. Kahramanca savaşarak bu canavarı kılıç darbesiyle öldürmüştür.
Niobe Tantalos'un kızıdır. Babası üzerindeki lanet onunda peşini bırakmamış soyundan gelenlerde peşini bırakmayacaktır. Thebia kralı Amphion'nun karısıdır.
Odysseus Yunanlıların en akıllısı ve en kurnazıdır. Homeros'un yazdığı Odysseia adlı yapıtın baş kahramanıdır. Babası Laertes annesi Antikleia'dır. Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir.
Oidipus Kadmos'un soyundandır ve Thebia kralıdır. Kadmos'un soyunun laneti onunda peşini bırakmamıştır.
Paris Troia kralı Priamos ile karısı Hekabe'nin oğludur. Diğer adı Aleksandros'tur. Troia savaşının en önemli isimlerinden biridir. Hera, Athena ve Aphrodite'nin katıldığı güzellik yarışmasında hakemlik yapmıştır.
Pelops Tantalos'un oğludur. Birçok uğursuzluk, lanet ve cinayetler onun peşini bırakmamış soyununda peşini bırakmayacaktır. Bu lanetlenme ve cinayet Pelops'un babası Tantalos ile başlar.
Perseus Zeus ile Danae'nin oğludur. Gorgo'lardan ölümlü Medusa'nın başını keserek kendisine verilen görevi yerine Perseus getirmiştir. Yunan kahramanlarının en güçlüsü ve en yiğidi Herakles Perseus'un soyundan gelmektedir.
Theseus Atina kralı Aigeus ile Aithra'nın oğludur. Atinalılar'ın ulusal kahramanıdır. Marathon savaşında Atinalı askerlere yardım ettiğine ve düşmanı bozguna uğrattığına inanılır.
Zethos Zeus ile Antiope'nin oğlu, Ampihon'nun ikiz kardeşidir. Çok güçlüdür ve avcılık ile kavgaya çok düşkündür. Büyük ve ağır kayaları sırtında taşıyarak Thebia şehrinin surlarını örmüştür.
OLYMPOS'TA YAŞAMAYAN TANRILAR
Asklepios Sağlık tanrısıdır.İlyada'da "Kusursuz Hekim" diye geçer adı.Apollon ile Koronis'in oğludur.Asklepios heykellerinde genellikle sakallı ve başında defneden yapılma bir taçla gösterilirdi.Elinde de üzerine yılan sarılmış bir değnek tutardı.
Eos Titan Soylu bir tanrıçadır.Helios ve Selene'nin kızkardeşidir.Şafak tanrıçasıdır.Sol eliyle bir meşale tutan sağ eliylede güller saçan bir nymphe olarak temsil edilirdi.
Eros Aşk tanrısıdır.Ares ile Aphrodite'nin kızıdır.Küçük, sevimli bir oğlan olarak tasarlanan Eros sırtında bir çift küçük kanat ile gösterilirdi.Elinde ok ve yay taşır.Okunun değdiği kişiler aşk ateşinden yanıp tutuşurlar.Bu tanrılar bile olsa.
Hekate Güneş soylu Perses İe ışığın simgesi Asterie'nin kızıdır.Savaşlarda şanı, şerefi dilediğinde verir.Yarışmalarda dilediğine zafer kazandırır.Avcılara yardım eder, sürüleri çoğaltır, azaltı; gençliğin gelişmesini sağlar.Büyücüler, sihirbazlar ondan öğrenirlermiş bildiklerini.
Helios Güneş tanrısıdır Helios.Titan çifti Hyperion ile Tethys'in oğludur.Billudan, elmastan, başka değerli taş ve madenlerden yapılma, yüksek sütunlar üzerinde pırıl pırıl parlayan bir sarayda yaşar.Bir ölümlünün dayanamayacağı kadar parıltılı bir tahtta oturur.Mısır'daki Heliopolis kenti güneş tanrı adına kurulmuştur.
Iris Işık simgesi tanrıçalarından biridir.Deniz tanrı ve tanrıçalarından Thaumas ile Elektra'nın kızıdır.Gökkuşağı tanrıçasıdır.Tanrısal bir habercidir.Birçok rengin oluşturduğu kanatlı, genç ve güzel bir kız olarak tasvir edilirdi.
Moira'lar Yazgı tanrıçalarıdır.Zeus ile Themis'in kızlarıdır."Kletho yaşam ipliğini eğirir, "Lakhosis" yazgı, "Atroos" ise bildiğinden şaşmaz demektir.Alınyazılarını belirler ve hiç kimse değiştiremez bunları.
Pan Doğa tanrısıdır.Hermes ile Penelope'nin oğludur.Yarı insan yarı keçi bir tanrıdır.Bir çift boynuz vardır kafasında.Arkadia ilinde büyük saygı görmüştür.Bal ve keçi sütü sunulurmuş tanrıya.Syrinks denen kavalı ile dağda bayırda dolaşırmış Pan.
Selene Titan soylu tanrıçadır Selene.Helios'un kızkardeşidir.Ay tanrıçasıdır.
Subscribe to:
Posts (Atom)